Ocak Gözdelerim'19

Yeni yılın ilk gözdeler yazısından tekrar hepinize merhaba! Bu ay biraz az oldu, ne kadar düşünsem de bulamadım açıkçası. Elimizdekilerle idare edeceğiz gibi.

Fairy Tail: Final Series


Gözümün bebeği animemin mangası geçen sene çok güzel şekilde noktalanmıştı. Bu sene de animesinin son sezonu Ekim ayında başladı. Ben bu yazıya koymak istedim çünkü bu sene final senesi. 

Tek Kişilik Oyun


Daha önce tiyatro oyunlarına gitmişliğim vardı fakat eski evimle tiyatronun arası epey mesafeli olduğundan (ve ek olarak tiyatroların saatleri) bu hobim askıya alınmıştı. Şu anki yaşadığım yer ile tiyatro arası yürüme mesafesi olduğundan etkinlik takvimini daha sık takip ediyorum artık.  Gittiğimiz ilk oyun 'Hamlet' oyunuydu. Hamlet'i defalarca okumuş biri olarak etkinlik detaylarına bakmadan farklı beklentiler içerisinde gittim. Sonra kafama dank etti aslında tek kişilik bir oyun olduğu. Bir tek oyuncu tüm replikleri ezberliyor, farklı karakterlere bürünüyor. Keyif almadım desem çok büyük yalan söylemiş olurum. Bu benim için farklı bir deneyim oldu. Yine de çok kişili oyunları tercih ederim.


Youtube Kanalları



Hayat normal akışında devam ederken bizim cephemizde olan olaylar, yaşadığımız duygular ruhumuzu hasta edebiliyor. Nasıl fiziki olarak hastalanıyorsak ruhsal olarakta hastalanabiliyoruz bence. Tek sıkıntı şu ki çoğu insan bunun farkında değil.
Ruhum Antarktika soğuklarından çıkıp birden Maimi sıcaklarının ortasında bulunca kendini doğal olarak tepki verdi. Bir senedir alıştığı şey sıcaklık, samimiyet, sevgi, şevkat değildi. 
24 Ocak'tan sonra 2-3 gün boyunca tam anlamıyla vasıfsız eleman gibiydim. Ne yapacağımı bilemez halde oradan oraya koşturuyordum sadece. Benim ruhum hastalandığında ilacın nereden çıkacağı belli olmuyor. İşte tam o sırada Yaratıcının kanatlarını yine üstümde hissettim.

Kore ile alakalı hiçbir şey izlemememe rağmen youtube akışıma bir Kore vloggerının videosu düştü. İzlediğim ilk anda aklıma düşen kelime 'yalnızlık' oldu çünkü gerçekten çok yalnız gözüküyordu. Fakat devam ettikçe aslında o kişinin bu durumdan çok keyif aldığını ve çok mutlu olduğunu anladım. Alışılan bol koşuşturmacalı, konuşmalı vloglar gibi değil bunlar. Ruhuma dinginlik kattı nasıl olduğunu anlamadığım halde. Sabahları daha rahat uyanır, hızla kahvaltı yapar ve işlerimi halleder hale geldim. 


Bazılarında İngilizce alt yazı var bazılarında da tesadüfi olarak Türkçe alt yazı bulabiliyorsunuz. Belki hoşunuza gider.



Golden Rose Metallik Ojeler


Oje sürmeyi çok severim fakat siyahtan başka renk sürmeme gibi bir takıntım vardı. Oda arkadaşım yeni ojeler aldığında sadece denemek için sürmüştüm fakat sonra bayıldım. Bu seri inanılmaz hızlı kuruyor, kapatıcılığı ve renkleri harika! Tek kötü sayılabilecek yanı tırnaktaki göçükleri belli ediyor. İlk fırsatta almayı düşünüyorum zira hala oda arkadaşımdan otlanıyorum.

Bu aylık bu kadar işte. Neler düşünüyorsunuz ojeleri denediniz mi hiç ya da youtube kanallarını biliyor muydunuz, bakmayı düşünür müsünüz? Benimle paylaşmayı unutmayın!

xoxo

Öldürücü 7 Gün #17 Eylemler ve Sonuçlar

2019: 2
Nur: 1

En azından 1 Ocak 2019 akşamı durumlar böyleydi benim için. Yeni yıla girer girmez dramalarım peşimi bırakmamıştı ve hayal kırıklıklarını da beraberinde sürükledi bu durum haliyle.

Henüz daha büyümüş sayılmaz benim jenerasyonum. Daha yirmilerin başındayız ne de olsa. Yine de ne olursa olsun söylediğimiz cümlelerin,yaptığımız eylemlerin sonuçlarını ve o sonuçların getirebileceği durumları göz önüne alarak harekete geçmeliyiz, değil mi?

En azından ben öyle düşünüyorum.

Ama tabi ki şaşırmayacağım şekilde -yine- insanlar benimle aynı düşüncelere sahip değil. Zaten aynı düşüncelere sahip olsalardı ben 'Ben' olmazdım. Belli bir çoğunluk 'Gençlik' kavramının sonuçlarını düşünmeden yapılan hareketlerin olduğu bir dönem olarak tanımlıyor ki bu bence epey mantıksız. Tamam, yine biliyorum hayattaki hareketler, davranışlar, durumlar DAİMA mantıklı olmak zorunda değil. Fakat benim hayat felsefem 'Başkalarına söylemekten utanacağın eylemlere kalkışma.' olmuştur. Her zaman hoşnut olduğumuz durumlara düşmeyiz, zira tek başımıza yaşamıyoruz bir toplumla beraberiz nereye kaçarsak kaçalım.Bu da demek oluyor ki hiçbir zaman her koyun kendi bacağından asılır durumu olmuyor, hepimiz birbirimiz ile etkileşim halinde olduğumuzdan birimizin kalkıştığı eylemden ötürü diğerleri de zincir etkisiyle etkilenebiliyor. Bunun sonucunda da istemediğimiz durumla düşebiliyoruz.

Peki bu durumdan nasıl çıkabiliriz?

Gerçekten bu soruya cevabım yok.


2019 Hedeflerim


Selamlar Dünyalılar! İki senedir devam etmeye çalıştığım bir mim çalışmam var bildiğiniz üzere. Her senenin başında –beklentilerimi değil dikkatinizi çekerim- hedeflerimi belirlediğim bir yazı yazıyorum. Ardından senenin sonuna geldiğim zaman ne kadarını gerçekleştirmişim neden gerçekleştirememişim üstünden geçiyorum (2018’e Veda Ederken adlı yazımda hedeflerimi gözden geçirmiştim)

Şimdi buradayız!


Tıpkı geçen seneki gibi 60 sayısını kendime hedef olarak belirlemeyi düşünüyorum. 60 kitap 60 yazı 60 film! Buna ek olarak 30 anime koymak niyetindeyim bu sene. Anime uzunlukları belirsiz olabiliyor. (Güncel izlediğim anime sayısı 172!)


Yazı hedefine ek olarak ikinci bloğum olan https://kodawari-engineer.blogspot.com’a bu sene 30 yazı hedefi getiriyorum. Yılın ortalarına doğru sadece mesleğim ile ilgili olan yazılarımı, deneyimlerimi yazacağım ve özgeçmişime koyabileceğim yeni bir site açmak aklımdaydı. Ardından bunu hayata geçirdim. Fakat hızlanan hayat tempom yazılarımla benim arama bir miktar girdi bu sene.



İkinci hedefim ise artık çalışıp para kazanabilmek ama bu mevsimlik bir işten ziyade artık geleceğime katkısı olan bir işte çalışmak istiyorum. Hem parasızlıktan sıkıldım ki bildiğiniz üzere dört aya yakın bir süredir yurtta kalıyorum hem de okul bitmeden ben mesleğimle ilgili bir işte çalışmak benim okul başladığından beri hedefimdi.


Uzun zamandır tatile gitmedim. Gerçekten dinlenebileceğim bir tatil yapmak istiyorum. Bu senenin planları arasındaydı fakat denk getiremedik bir türü. Umarım bu sene gerçekleşir.



Bu sene en az 5 dolma kalem alabilmek ve en az 3 mürekkep alarak dolma kalem koleksiyonumu büyütmek istiyorum. Çok sevdiğim idolüm olan başarılı bir iş kadınının bana hediye ettiği dolma kalemle başlayan serüvenimi devam ettirmek istiyorum.


2017 yazında Yaz Biterken adlı yazımda bahsetmiştim uzun zaman boyunca çabaladıktan sonra kaligrafi konusunda ilerleme kaydedebilmiştim. Fakat bunun sadece başarıldıktan sonra bırakılacak bir hobi olmadığını bu sene sonunda anlayabildim. Kaligrafi kalemi olmadan da kaligrafi yapılabiliyor ve güzel yazı yazılabiliyormuş. Bu da emek ve alıştırma gerekiyor. Bu sene bol bol alıştırma yapmayı hedefliyorum. 


Bu sene 3 ay Ruheşimin gelişi için para biriktirmeye başlamıştım ve bu konuda başarılı olabildiğimi fark ettim. Bunu bu sene Ocak ayından itibaren bütün sene boyunca yapmaya karar verdim.


Bu senenin başında sevdiğim bir tür üzerinde koleksiyon yapmaya karar vermiştim. Bunu da Sherlock Holmes olarak seçmiştim. İnternetten çeşitli araştırmalar ile koleksiyonuma biraz biraz başlamıştım fakat bu sene nasıl kitap okuma hedefim başarısız olduysa bu da oldu. Umarım bu sene en azında 10 kitap almış olmayı hedefliyorum.

Hayatım değiştirecek 5 adım atabilmek. Bu biraz belirsiz bir hedef. Şu ki hayatımda değişime sebebiyet veren bazı adımlarım oldu. Mesela Minimalizm ve Benim Hikayem yazımda bahsettiğim gibi minimalizmi keşfetmem ya da bullet journal'a başlamam gibi hayatımı yeni bir patikaya sokacak adımlar atmak istiyorum.


Hobilerimin olmasını seviyorum. Blog yazmak, ardiuno ile uğraşmak, bullet journal tutmak... Bu sene bunların üstüne iki adet daha eklemek ve onlar üstünde çabalamak istiyorum.


400 dünyalıya ulaşabilmek. (Umarım?)

İşte böyle dünyalılar. 2019 yılına tam bir hafta kaldı. Sizin hedefleriniz neler, bunun hakkında yazı yazdınız mı bu seneniz nasıl geçti? Düşüncelerinizi benimle paylaşmayı unutmayın!


Son olarak aklınıza gelen hobiler varsa aşağıya bırakırsanız çok iyi olabilir. 

2018 - 60 Film Challenge Film Önerileri

2018'e Veda Erken başlıklı yazımda 2018'de 60 film izleme hedefimin olduğunu ve bu hedefi neredeyse başarı ile tamamladığımı (zira henüz bitmedi ve yıl da bitmedi yani) söylemiştim. Bu filmler arasında 'Ya ben bunu nasıl daha önce izlememişim!' dediğim bir sürü film olduğundan aralarından derleyip sizinle paylaşmak boynumun borcu oldu sanırım.

The Invisible Guest

( Gizem/Suç)

Konu: Adrian Doria varlıklı ve başarılı bir iş adamıdır. Bir dağ otelinde fotoğrafçı sevgilisinin cesedi ile kilitli odada olduğu için polis tarafından tutuklanmıştır.Adrian sevgilisini öldürmediğini iddia etmektedir. Bu işin içinden çıkabilmek için uzman deneyimli bir avukat olan Virginia Goodman' dan yardım alır. Goodman ile olayı çözmeye çalışırlarken Adrian'ın sakladığı bir sır ortaya çıkacaktır.

Bu senenin ilk izlediğim filmlerinden biriydi yakın zamanda tekrar izleme fırsatı buldum. Film tek bir odada geçiyor, olaylar flash back şeklinde anlatılıyor. Böylece gerçekten izleyiciyi yormadığını düşünüyorum. Filmin sonu beni gayet tatmin etti.

Baby Driver (Tam Gaz)

(Gerilim/Suç)

Konu: Baby genç olmasına rağmen deneyimli bir sürücüdür. Küçükken karıştığı bir olay sonucunda varlıklı bir adama yüklü miktarda borcu olduğundan banka soygunlarının ardından kaçış için sürücülük yapmaktadır. İşler ters gitmeye başladığı zaman Baby kendi için seçimler yapmak zorunda kalır.


Gerçekten çok hareketli ve aksiyonu bol bir film. Kafa dinlendirmek için bir film arıyorsanız kesinlikle bu Baby Driver olamaz. Bu arada filmin müzikleri inanılmaz.


Zodiac 

(Gerilim/Suç)

Konusu: San Francisco’da bir seri katil, mektuplar ve şifreli mesajları ile polis ile alay etmektedir. Dedektifler, gazete muhabirleri, bu katili yakalamaya ant içmiş dört kişi filmin esas karakterleridir. Katilin ardında bıraktığı izleri takip eden takıntılı dört adam, ne yazık ki aslında katilin adımlarını izler biçimde şekillenmektedir. Bu katil yıllarca görünmedikten sonra yine ortaya çıktığında sadece öldürdüğü insanlar için değil tüm şehrin kabusu haline gelecektir. (Beyazperde)
Filmin sonunun beni tatmin etmediğini hatırlıyorum fakat tam emin değilim. Zira izleyeli uzun süre oldu. Bu filmi izlemek istememin sebebi açıkçası kadronun bana tanıdık olmasıydı. (Robert Downey Jr. Ve Mark Ruffalo kalp kalp) Fakat beğenilen bir film olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Transcendence (Evrim)

(Gizem/Gerilim)

Konusu: Dr. Will Caster, büyük buluşlar yapmış, şimdilerde ise bir önemli yapay zeka projesini yürüten bir bilimadamıdır ve bu nedenle teknoloji karşıtı birtakım radikal grupların tepkisini çekmektedir. Nihayetinde bu kişilerin istedikleri teknolojik yardımı yapmadığı için bir terörist grubun saldırısına uğrar ve cinayete kurban gider. Kendisi gibi bilim adamı olan eşi Evelyn, Will'in beynini gelişmiş bir süperbilgisayara entegre eder. Will'in bedeni ölmüştür ama beyni eşiyle yeniden iletişime geçer. Dahası Will, bağlı olduğu bilgisayardan internet aracılığı ile tüm dünyayı yaklaşan terörist tehlikeye karşı uyarmaya başlar. Fakat terörist grup Will'in hala hayatta olduğunu fark edince, super-bilgisayarı yok etmek için harekete geçerler... (Beyazperde)


Teknoloji ilerledikçe kafamızda oluşan sorulardan birine cevap vermeye odaklanmış bir film. Gerçekten çok beğendim fakat sonu beni biraz üzdü.

Murder on The Orient Express (Doğu Ekspresinde Cinayet)

(Dram/Gizem)


Konusu: 1930'lu yıllarda İstanbul ve Paris arasında sefer yapan ünlü Şark Ekspresi'nde bir cinayet işlenir. Amerikalı bir milyoner trende ölü bulunur.Trende çok sayıdaki yolcu arasında ünlü Belçikalı dedektif Hercule Poirot da vardır.Trenin kara saplanıp durması, Poirot'a yerel yetkililer duruma el koymadan önce cinayeti çözmesi için birkaç saat zaman verecektir.


Aynı isimli romandan uyarlanan filmin sonu gerçekten süprizli bütün Agatha romanları gibi. Poirot'u çok iyi benzetmişler diye düşünüyorum açıkçası.

Pulp Fiction (Ucuz Roman)

(Dram/Suç)

Konusu: Ucuz Roman'da Honey Bunny ve Pumpkin, hayatlarına biraz hareket katmak isteyen genç ve birbirine aşık bir çift küçük soyguncudur. Öteyandan, iki kaşarlanmış gangster, Vincent Vega ve Jules, günlük işlerinden biri olarak, patronlarına ödemeyi geciktiren bir kaç sahetekar genci vurmaya giderler. Vincent patronun güzel ve genç karısına bebek bakıcılığı yapmakla da görevlendirilirken ortağı suç yaşamına son vermeye karar verir. Cesur bir boksör ise para karşılığı hile yapmayı reddederek şehirden kaçar. Kader bu aykırı tipleri muhteşem bir şekilde bir araya getirecek, yollarını kesiştirecektir. (beyazperde)


Three Billboards Outside Ebbing Missouri (Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri)

 (Dram/Suç)

Konusu: Üç Billboard Ebbing Çıkışı, Missouri, kızının cinayetini aydınlatmak isteyen bir anneyi temel alıyor. Kızının cinayet davasında bir suçlu bulunmadan aylar geçtikten sonra, Mildred Hayes cesur bir hamle yapar. Kentin saygıdeğer polis şefi William Willoughby'ye yöneltilen tartışmalı bir mesajla kentin ücra bir yolunda üç adet billboard kiralar. Şiddet eğilimli, çocuksu bir annenin çocuğu olan, şefin sağ kolu Dixon'ın adı olaya karıştığında, acılı anne ile güvenlik güçleri arasındaki savaş daha da şiddetlenecektir. (Beyazperde)

Molly's Game 

(Dram/Suç)

Konusu: Olimpiyatta aldığı başarısızlıktan sonra kayak sporunu bırakıp Hollywood’un elit insanları için sekiz yıl boyunca yüksek bahisli poker oyunları organize eden Molly Bloom isimli bir kadının öyküsünün anlatıldığı biyografik film. (Beyazperde)


Bu sene epey epey biyografik filmlere merak saldım ve gerçekten bu film ayrı bir harikaydı. Sonu olsun, gidişatı olsun. Kesinlikle tavsiye edebilirim!

Catch Me If You Can (Sıkıysa Yakala)

(Dram/Suç)


Konusu: Sıkıysa Yakala, bir ajan ile bir suçlunun arasındaki kedi-fare oyununu konu ediyor. FBI ajanları hiç şüphe yok ki kendilerine çok fazla güvenmektedirler; ancak bu kez karşılarındaki, onlar için bile pek de kolay bir lokma olmayacaktır. Henüz yirmili yaşlarında, çocuk yaşta bir adam onlarca ülke gezerek, bazen pilot, bazen doktor, bazen savcı mesleklerine bürünerek FBI'ı peşinden koşturmaktadır. Bu ya bir kedi-fare oyunudur ya da sadece farenin oyunudur.


Avengers Infinity War (Avengers: Sonsuzluk Savaşı)

(Fantastik/Bilim Kurgu)

Konusu: Avengers: Sonsuzluk Savaşı, dünyanın gördüğü en büyük tehdite karşı güçlerini birleştirmek zorunda olan kahramanların verdikleri mücadeleyi konu ediyor. Kaptan Amerika ve Iron Man'in arasında yaşanan olayların ardından bölünen kahramanlarımız, birbirlerinden uzaklara savrulurlar. Hepsi kendi yandaşlarıyla dünyayı korumaya çalışmaktadır. Ancak dünyanın kaderi bir kez daha tehlikeye girer. Sınırsız bir güç kaynağı olan sonsuzluk taşlarının peşine düşen Thanos, dünyanın gördüğü en büyük tehdittir. İnsanlığın kaderi bir kez daha, insanlık için savaşmaya ant içmiş kahramanlarımız elindedir.
Şimdi laf arasında bir yakınacağım. Arada bazı bloglarda bu süper kahraman filmlerinin çıkmasından, yaygınlaşmasından yakınanları görüyorum. Şimdi zaten sinemaya giden biri 10 senedir devam eden, her filmi birbirine bağlı olan bir sinematik evrenin yeni filmini görmeye gitmez bence. Gitmemeli yani. Bu filmler daha çok çizgi roman hayranlarına oynuyor ve genel olarak talep görüyor.


Herneyse ben bu yazıyı yazarken Avengers: Endgame'in fragmanı çıktı. Durun ağlamıyorum...

Upgrade

(Gerilim/Fantastik)

Konusu: Eşiyle birlikteyken acımasızca saldırıya uğrayan Grey Trace, karısını saldırıda kaybetmenin yanı sıra belden aşağı da felç olmuştur. Günün birinde bir milyarder muciten bedenini geliştirecek deneysel bir tedavi teklifi alır. Tedavi için Trace'in bedenine STEM olarak adlandırılan yapay zeka implantı yerleştirilir. Tedavi ile insanüstü yetenekler kazanan Trace, karısını öldüren ve kendi hayatını mahveden kişilerden intikam almak için yola koyulur...


Yukarıdaki filmlerden birine benziyor yine. Gelişen teknolojinin insan kafasında yarattığı sorulardan başka birini cevaplamış bu film. Yine sonu beni bir miktar üzdü. Fakat izlemeye değer diye düşünüyorum.

Searching (Kayıp Aranıyor)

(Dram/Gerilim)

Konusu: Kayıp Aranıyor, kaybolan kızını bulmak için bilgisayar üzerinden araştırmaya başlayan bir babanın yaşadıklarını konu ediyor. David Kim’in 16 yaşındaki kızı kaybolunca, yerel soruşturma açılıp davaya dedektif atanmıştır. Dedektiflerin araştırmaya başlamasından 37 saat sonra David kimsenin bakmadığı bir yeri araştırmaya karar verir. Bütün sırların saklandığı yer kızının bilgisayarıdır. Kızının bilgisayarı kurcalayan çaresiz baba, kızının kişisel dünyasına da giriş yapar. Bilmediği sırlarla karşılaşan adam, tamamen yok olmadan önce kızını bulmak için onun geride bıraktığı dijital ipuçlarını takip etmelidir...


Tek kelime ile izlemelisiniz. Çünkü filmin ilerleyişini sadece bilgisayar üstünden izleyebiliyorsunuz. Okuduğuma göre filmin çekimleri 18 gün sürmüş. Tamamlanması ise 2 yıl!


The Spy Who Dumped Me (Beni Satan Casus)

(Aksiyon/Macera)


Konusu: 30'lu yaşlarında olan Audrey ve Morgan, birbirlerinin en yakın arkadaşıdır. Los Angeles'ta sürdürdükleri hayat, sakin olsa da ikisini de tatmin etmemektedir. Öne çıkan hiçbir noktası olmayan sıradan hayatları, Audrey'in eski sevgilisinin bir anda evlerine gelmesiyle karışır. Peşinde ölümcül suikastçılar olan bu adam, iki kadının hayatını altüst eder. Eski sevgilisinin ajan olduğunu öğrenen Audrey ve ona yoldaşlık etmeye kararlı olan Morgan, kendilerini bile şaşırtarak maceraya atılırlar. Avrupa boyunca peşlerindeki suikastçılardan kaçan ekip, bu süreçte dünyayı kurtaracak bir plan yapmak zorundadır. Uluslararası bir komploya karışan ikilinin her şeyi çözmek için zamanı bir hayli kısıtlıdır...



'Bir şeyler izleyeyim kafam dağılsın.' modundaysanız gerçekten size hitap edebilecek bir film. Bol bol koşturmalı, patlatmalı bir aksiyon filmi.

The Devil Wears Prada (Şeytan Marka Giyer)

(Dram/Komedi-drama)



Konusu: New York’ta yaşayan sade ve naif bir genç kız olan, henüz gazecilikten mezun Andrea Sachs bir işe girer. Güçlü ve sofistike bir kadın olan Runaway Magazin’in acımasız yöneticisi Miranda Priestly'nin ikinci asistanı olarak çalışmaya başlar. Andrea’nın hayali iyi bir gazeteci olmaktır. Söz konusu görev için aslında sıradan bir tarzı olsa da mücadeleci yapısı ile hızla başarı kazanır. Ancak bu durumun da bedelleri vardır. Andy, kendisine uzak gibi görünen Miranda’nın o şatafatlı dünyasında bir yer kazanmıştır ancak önceki dostları ve tüm sevdikleri kendisinden kilometrelerce uzakta kalmış gibidir.


Bu listede yanan şöminenin karşısında, panduflar ve pijamalar giyilmiş bir yorgana sarılmış şekilde sevdiklerinizle izlenebilecek iki film olduğunu düşünüyorum. Ve şeytan marka giyer bu filmlerden birisi.

Tag (Yakalandın)

(Komedi)



Konusu: 5 yakın arkadaşın 30 yıldır sürdürdükleri bir oyun, artık şaşmaz bir gelenek haline gelmiştir. Her yılın Mayıs ayında ebelemece oynayan bu 5 koca adamın oyun zamanı, bu kez aralarındaki en oyuncunun, Jerry'nin (Jeremy Renner) düğün zamanına denk gelmiştir. Hiçbir sezonu 'ebe' olarak kapatmamayı başaran Jerry, evlendikten sonra bir daha bu oyuna katılmayacağını açıklayınca, geri kalan dörtlü, onun yenilgisiz bir şekilde ayrılmasına engel olmak için her şeyi denemeye karar verir. Elbette Jerry de bu mücadeleye hazırlıklıdır. (sinemalar)


Yakalandın da sevdiklerinizle izleyebileceğiniz filmlerden ikincisi. Gerçek bir hikayeden uyarlandığını sonundaki videolardan öğrendim. Gerçekten çok eğlenebileceğiniz bir film.




I,Tonya (Ben, Tonya)

(Dram/Spor)




Konusu: Tonya Harding buz patenine gönül vermiş ve hırslı bir sporcudur. Buz pateni sporunda giderek yükselen Tonya, memnun edilmesi zor annesi, eski eşi Jeff Gillooly ile dengesiz ilişkileri ve hep daha iyi olmak adına kendini zorlaması gibi gerekçelerle stres içindedir. İki defa Olimpiyat ve iki defa da Skate America Champion ödülünü kazanan Tonya, eski eşinin de yardımıyla 1994 yılında ABD Şampiyonası öncesinde aynı dalda yarıştığı sporcu Nancy Kerrigan'ı sakatlaması için birini tutar. Ancak komplonun ortaya çıkması ile birlikte ödeyeceği bedeller Tonya için bir hayli zorlu olacaktır... (Beyazperde)

The Dressmaker

(Dram/Gerilim)


Konusu: Dungatar adında kırsal kesimdeki bir kasabada doğup büyüyen Myrtle 'Tilly' Dunnage (Kate Winslet), hakkındaki cinayet suçlamaları nedeniyle genç yaşta annesini ve doğduğu toprakları geride bırakmak zorunda kalmıştır. Çok uzun yıllar sonra hasta annesine bakmak için geri döndüğünde ise Tilly çok farklı bir insandır: Güzel giyinmeyi bilen, korkusuz, kendinden emin bir kadındır artık. Avrupa'nın moda başkentlerinde gördüğü eğitim sonunda çok iyi bir terzi olmuştur. Kısa süre içinde kasabanın kadınlarını tamamen baştan yaratır kıyafetleriyle. Ancak tek niyeti insanlara giyinmeyi öğretmek değil, ona iftira edenlerden de intikamını kendi bildiği şekilde almaktır.


İşte bu kadar Dünyalılar! Aranızdan izlediğiniz var mı, hangilerini izlemeyi düşünürdünüz benimle paylaşmayı unutmayın!