Bir Elektrik Elektronik Mühendis Adayının Gözünden #2

Şimdi yazmaya karar verdiğim yazı dizisinin ilk yazısının 2017 yılında girdiğimi düşünürsek o yandan bu yana çok şey değişmiş olmalı haklı olarak.

Fakat yine de bloğumdaki düzeni bozmamak uğruna devam yazısı gibi gözüken ama devam yazısı olmayan serinin ikinci yazısına hoş geldiniz. 

Önceki yazı için: Bir Elektrik Elektronik Mühendis Adayının Gözünden #1

1 Sınıf Tavsiyeleri 

Önceki yazımda buna yer vermiştim ama bazı cümleleri tekrarlamayı göze alacağım tüm bilgileri aynı yerde toparlamak uğruna. Özellikle ilk iki sınıfta görülen bazı derslerin yarı yılları üniversiteden üniversite değiştirilmiş olabiliyor.  Fakat burada önemli olan hangi yıl ne yapacağının bilincinde olmak.

Birinci sınıfta gelende matematik 101, fizik 101, dil anlatımı, İngilizce gibi devam veya tekrar dersleri verilir. Bu derslerin amacı sizin liseden bir şey bilmiyormuş gibi geldiğinizi varsayarak bu fakülteyi başarı ile bitirebilmek için gerekli altyapıyı oluşturabilmektir.

   


İlk iki yılda alacağınız matematik derslerinde türev integral ve seriler ağırlıklı bir eğitim görürsünüz. Çünkü daha önceki yazımda da dediğim gibi bizim bölüm için en önemli bilgi matematiktir. Matematiği sevmiyorsanız, bunalıyorsanız, çözmekten zevk almıyorsanız ya bu deveyi güdeceksiniz ya bu diyardan gideceksiniz misali bir durumun içinde er geç kalacaksınız.

Bunlara ek olarak  mühendisliğe ufaktan başlamak için elektrik elektroniğe giriş dersi,  bir adet programlama dersi, autocad dersi gibi dersler gösterilir. Yine dediğim gibi bazı üniversiteler misal programlama dersini ikinci sınıfın birinci dönemine atmış durumda. Fakat genel anlamda müfredat sabit.

İyi bir ortalamadan zararlı çıkan kimse olmaz. Bu yüzden birinci sınıfta daha bilgileriniz de tazeyken temel derslerden yüksek puanlar alıp iyi harf notlarıyla geçmek son sınıfta işinize yaracak bir avantaj olacaktır. Yine bu dönem çok yoğunluklu bir lab programınız olmayacağı için okulunuzdaki kulüp ve toplulukları keşfetmek, seminerlere katılmak, o nefret ettiğiniz İngilizce’yi öğrenmek (çünkü er geç öğrenmek zorunda kalacaksınız tabi üretime katkınız olmasını istiyorsanız), yeni bir hobinin temelini atmak (kitap okumak film izlemek bir hobi değildir arkadaaşlar) veya okulunuzda gerçekleşen seminerlere gidip ufkunuzu geliştirmek için istemediğiniz kadar vaktiniz olacaktır. Hazırlık okuyanları tenzih ederim çünkü bunları hazırlık yılında bol bol yaptığınızı varsayıyorum. Durmadan bilgisayar oyunları karşısında veya konserden konsere, kafeden kafeye koştuğunuz saatler için pişman olma olasılığınız çoktur. Her şey dozunda iyi.

Daha önceleri de belirttiğim gibi bu bölüm ‘Diplomamı alayım mesleğimi yapayım.’ Bölümü değil. Ağaç yaşken eğilir misali daha okurken kendinizi geliştirmek, öğrenmek, neyi sevdiğinizi bulmak ve üstüne gitmek zorundasınız. Aksi taktirde yitip gitmeniz içten bile değildir.

 Bu kadar iç karartıcı konuştuğum için kusuruma bakmayın fakat mezun olup ağlayan o kadar mühendis var ki sinirlenmeden geri duramıyorum. İki günde bir saat geleceği için ayıramamış insanların doğal seçilimle elenmesi bana çokta tuhaf gelmiyor.

Her neyse benim düşüncelerimi kenara bırakalım.

Her şeye rağmen üniversite hayatı dediğimiz o doluluğu yaşayabileceğiniz iki zaman dilimi vardır birinci sınıf ve hazırlık. Bu yüzden içinizde ‘Bunu da yapamadım.’ Diyebileceğiniz bir etkinlik bile kalmasın. Olabildiğince çok insanla tanışın, olabildiğince çok ortama girin , çok insan tanıyın. Güvenin, ağlayın,sevin. Bu zamanlar hayat tecrübesi kazanmak için en değerli zamanlardır.


1 yorum:

  1. Bölümü düşünenler için faydalı bilgiler paylaşmışsınız, emeğinize sağlık :)

    YanıtlayınSil